|
|
![]() |
||
|
|
Siz hiç soğutma prosesinin nasıl çalıştığını merak ettiniz mi?.... Merakınızı gidermek için yapacağınız yalnızca 15 dakikanızı ayırıp yazımızı okumak olacaktır. Umarız faydalı olur.
Öncelikle,
soğuk gibi bir şey olmadığını biliyor muydunuz? Bir şeyi soğuk
olarak tarif edebilirsiniz ve herkes ne demek istediğinizi anlar, ama aslında
soğuk sadece ve sadece bir şeyden daha az ısı içeren başka bir şey
anlamına gelir. Asıl olay daha az ve daha çok ısı miktarıdır. Soğutmanın
tanımı ise ısının taşınması ve başka bir yere yerleştirilmesidir. Bir
malzeme soğutulacaksa, aslında ondan ısı alınacaktır. Eğer ılık
bir içeceğiniz varsa ve diyelim 25°C ise ama siz bu içeceği 4°C
olarak içmeyi tercih ediyorsanız; onu bir süre bir buzdolabına koyarsınız,
ısı ondan bir şekilde alınır ve siz daha az sıcak bir içecek sahibi
olursunuz. (Ah pardon, yani daha soğuk bir içeceğiniz olur.) Ama bir de
şu durumu düşünün; dolaba koyduğunuzda 4°C olan içecek çıkardığınızda
3°C olmuş. İkisi de soğuk ama biri diğerinden daha az ısı içeriyor.
Yani soğuk maddeler bile ısı içerirler ve daha az ısı içerme
durumuna geçebilirler. Bu durumun limiti o malzemeden tüm ısının alınmasıdır.
Bu sınır mutlak sıfır noktasıdır ve teorik olarak –273°C ile
tarif edilir. Bu sıcaklığa ancak laboratuar ortamında elektriksel süper
iletkenler vasıtası ile çok yaklaşılmıştır Maddeler
nasıl daha soğuk olur? Bunun
için 3 ana yol vardır; ¨
Radyasyon ¨
Kondüksiyon ¨
Konveksiyon Yukarıdaki
son iki yol kapsamlı olarak soğutma ekipmanlarının tasarımlarında
kullanılır. Eğer iki maddeyi birbirlerine değecek şekilde bırakırsanız
ve biri sıcak diğeri soğuksa, ısı sıcak maddeden soğuk maddeye doğru
akar. Buna kondüksiyon denir. Bu eğimli bir yüzeyde aşağı doğru
yuvarlanmaya çalışan top örneğinde olduğu gibi yerçekimi kuvvetine
benzer, kolay anlaşılabilecek bir durumdur. Eğer bir tabak yemeğe hava
üflerseniz bir şekilde soğur. Yemekteki ısının bir bölümü hava
molekülleri vasıtası ile taşınır. Buna konveksiyon denir. Eğer bir
şenlik ateşindeki parlayan bir kor parçasını tekme ile uzaklaştırırsanız
kor parçasının yavaş yavaş ışığını kaybettiğini be söndüğünü
gözlemlersiniz. Aslında kor parçası radyasyon vasıtası ile ısısını
yayar veya diğer bir deyişle kaybeder. Radyasyon ile ısı yayma için
maddenin parlaması gerekmez, her şey çevresi ile dengeye gelebilmek için
bu metotların kombinasyonlarını kullanır. Görülebileceği üzere,
bir maddeyi soğutmak yerine bu maddeyi kendinden daha soğuk bir malzeme
ile başbaşa bırakmak ve gerisini doğadan beklemek yeterli olacaktır.
Soğutma sisteminin asıl mekanik özelliklerine oldukça yaklaşmamıza
rağmen öncelikle açıklanması gereken bazı özellikler daha var. Şimdi
onları görelim. Maddenin Halleri
Maddenin
herkesin bildiği üzer 3 hali vardır; katı, sıvı ve gaz. Burada bizim
için önemli nokta bir maddeyi katı halden sıvıya ve sonra gaz fazına
geçirmek için o maddeye ısı vermek gerekliliğidir. Aynı mantıkla,
maddeyi gaz fazından sıvıya ve sonra katı faza getirmek için de o
maddeden ısı alınması gerekir.
1
LB suyun ısısını 40° F
‘dan 41°F ‘a artırmak için 1 BTU gerekir. Yine 1 LB suyun ısısını 177°F ‘dan 178°F ‘a artırmak için
de 1 BTU gerekir. Ancak 1 LB suyun ısısını 212°F ‘dan 213°F ‘a
artırmak için 1 BTU kullanmayı denerseniz bunda başarısız olduğunuzu
görürsünüz. Su 212°F ‘da kaynar ve daha fazla ısı almaktansa gaz
fazına geçer. Maddenin kaynama noktasında çok çok önemli bir olay
olur. Küçük bir deney
yapar ve 1 LB suya her defasında 1 BTU ısı eklerseniz , su sıcaklığının
yine her defasında 1 derece arttığını görürsünüz. Bu 212 dereceye
varıncaya dek sürer. Sonra
bir şeyler değişir. BTU ‘ları eklemeye devam edersiniz ancak su hiçbir
zaman daha sıcak olmaz. Su gaz fazına geçer ve 1 LB su buharlaşma için
970 BTU alır. Buna buharlaşmanın Gizli Isısı denir ve 1 LB su için
970 BTU’dur. Ee
daha ne, soğutma efektinin nasıl çalıştığını ne zaman söyleyeceksiniz
diyebilirsiniz. Orada durun. Daha prosesi anlayabilmeniz için gerekenin
¾ ünü öğrendiniz. Bu suyun oda sıcaklığında kaynamasını
engelleyen şey nedir diye sorsam ne dersiniz? Eğer yeteri kadar sıcak
değil derseniz, üzgünüm ama yanlış. Suyun kaynamasını engelleyen
tek şey suyun yüzeyine baskı yapan hava moleküllerinin basıncıdır.
Suyu 212 dereceye kadar ısıtır ve ısı vermeye devam ederseniz, yaptığınız
hava basıncını yenmek ve sıvı halinden kaçmasına izin vermek için
su moleküllerine yeterli enerjiyi vermekten başka bir şey değildir. Eğer
suyu hava basıncı olmayan uzaya çıkarırsanız direk olarak buhar
olur. Eğer aynı suyu daha az hava basıncı olan Everest tepesine çıkarırsanız,
orada yaptığınız deneyde kaynama için daha az ısıya ihtiyaç olduğunu
görürsünüz. (212 °F dan daha az ısıda kaynayacaktır.) Yani, su
normal atmosfer basıncında 212 derecede kaynar. Basıncı azaltınca
kaynama noktasını da azaltırsınız. Denemek için laboratuar ortamında
suyu koyduğunuz kapalı kabın içindeki basıncı bir pompa ile
emerseniz, oda sıcaklığında buharlaşmanın başlayacağını görürsünüz. Yüzeyindeki
hava basıncını yenmek ve gaz fazına geçiş için sıvılara ısı
vermek gereklidir. Sıvının üzerindeki basınç azaltılırsa buharlaşmanın
da daha kolay olacağını öğrendik. Şimdi aynı olaya farklı bir açıdan
bakalım. Aynı mantıkla, buharlaşan sıvının ortamdan ısı emdiğini
söyleyebiliriz. Güneşe konulan karpuzun soğuması aynı prensiple oluşur.
Böylece, sudan daha düşük bir kaynama noktasında buharlaşan bir akışkan
bulmak mekanik soğutmanın gelişmesinde aranan ilk adımı oluşturur. Kimya mühendisleri bu işte kullanılmak üzere aranan doğru kimyasalları bulmak için yıllarca çalıştılar. Çok düşük kaynama noktasındaki hidroflorakarbon soğutucu akışkan ailesini geliştirdiler. Bu kimyasallar normal atmosfer basıncında 0°F ‘ın altında kaynamaktadır. Ve sonunda, mekanik soğutma prosesini açıklamaya başlıyoruz.
SOĞUTMA
Mekanik
Soğutma Sistemi’nde 4 ana bileşen vardır:
Isı Transfer Oranları Soğutma
çevriminde optimize edilmek istenen bir nokta da ısı transfer oranıdır.
Soğutma sistemlerinde çok iyi ısı iletkenliğine sahip olan bakır ve
alüminyum gibi materyaller kullanılır. Diğer bir deyişle ısı bu
malzemeler içinden kolayca akar. Isı transfer yüzeyini artırmak ısı
transferini artırmak için başka bir yoldur. Küçük motorlardaki
pistonların etrafında soğutma kanatçıklarına dikkat ettiniz mi? Bu
ısı transfer yüzeyini artırarak ısı transfer oranını artırmaya
bir örnektir. Sıcak motor, istenmeyen sıcaklığı geçen hava işe
temas halindeki kanatçıklar vasıtası işe çok kolayca atabilir. Hava
soğutmalı kondanserler ve evaporatörler gibi soğutma sistemi ısı
transfer elemanları çoğunlukla bakır boru ve alüminyum kanatçıklar
işe yapılır. Daha sonra fanlar yardımı işe havanın kanatçıkların
içinden daha fazla miktarda geçmesi sağlanır. Sınırlayıcı Aygıt:
Evaporatör: Kılcal
borudan geçen düşük basınçlı toz halindeki damlacıklar evaporatörün
içine geldiler. Evaporatör hava zorlamalı ya da bir çok bakır borudan
oluşan ve çok iyi ısı ileten tipte olabilir. Daha iyi ısı transferi
için alüminyum kanatçıklar da bulunabilir. Bu kanatçıklar hava ile
temas eden yüzeyi çok miktarda artırır. Bu tip evaporatörde havayı
emip kanatçıkların içine veren fanlar da olabilir. Eğer bu evaporatör
soğuk oda tertibatında yer alıyorsa, bu hava oda içine basılır ve
odadaki malzemenin ısısını azaltır. Bu oda yumurta ile dolu olduğunu
varsayalım. Isı akışı şu şekilde olacaktır: Yumurtanın gövdesi-yumurtanın
kabuğu-dolaşan hava-alüminyum kanatçıklar-bakır evaporatör boruları-sıvı
soğutucu akışkan damlacıkları. Bu damlacıklar gaz fazına geçme
halinde bulundukları için yüksek ısı emme kapasitesine sahiptirler.
Bu damlacıkların basıncını düşürdük, yüzey alanını artırdık
ve şimdi de üzerine ısı yüklüyoruz. Tıpkı suda olduğu gibi bu soğutucu
akışkanların da gizli buharlaşma ısılarında 1 LB ‘ye düşen BTU
oranları vardır. Isı hava akışından alındığında, aynı hava soğutulur
ve oda içine tekrar basılır. Bu sayede yumurtalara teması tekrarlanır
ve ısı yüklenir. Bu tekrarlar neticesinde yumurtalar istenilen sıcaklığa
(ya da soğukluğa) ulaştığında sistem kapanır ve bekler. Bu arada
damlacıklarımız da yüklendiği ısı sebebi ile buharlaşmış ve gaz
fazına geçmiştir. Görevini tamamlayan damlacıklar evaporatörün emiş
(çıkış) borusuna doğru, yolculuklarının yeni aşamalarına doğru
ilerler. Kompresör
:
Kondanser
: Aksesuarlar
: Soğutma
sisteminde ana komponentler olarak aslında 4 eleman olmasına karşın,
birkaç aksesuar da eklenmiştir. Burada bir kaçından bahsedeceğiz.
Şekilde bir filtre ve bir görüş camı gösterilmiştir. Filtre
sistemdeki istenmeyen parçaları yakalar. Bunlar kaynak cürufları, talaş
kaldırma esnasında oluşan çapaklar veya katı yağ benzeri kalıntılar
olabilir. Bu kalıntılar sistemi tıkayarak çalışmaz hale
getirebilirler. Aynı zamanda sistemde istenmeyen su eserlerini de
tutarlar. Görüş camı ise operatörlerin akış tünellerinde yeterli
soğutucu akışkan olup olmadığını gözlemlemesini sağlar. Yazımızın
başında ısı transfer oranlarının ve büyük yüzey alanlarının
faydalarından bahsetmiştik. Kondanser ve evaporatöre kanatçıklar
koyarsak ve bu kanatçıklara hava fanı yardımı ile hava basarsak,
kapasiteyi artırırız. Bu fanlara kondanser fanı ve evaporatör fanı
denir.
Bu
sayfalarda genel anlamda mekanik soğutma prosesinin nasıl çalıştığını
en kolay şekilde anlatmaya çalıştık. Daha derin bilgi arayanlar için
soğutma konusunda yazılmış yüzlerce kitabı hedef gösterebiliriz.
Umarım konu hakkında bilgi sahibi olmanıza yardımcı olabilmişizdir.
|
||
|
|
|||
|
Ana Sayfa | Hakkımızda | Ürünlerimiz | Kalite | Teknik | Çevre | İletişim | Haberler |
|||